Haber Detayı
10 Haziran 2009 - Çarşamba 00:00
 
Aile Son Kale
Çanakkalede milletin inancını aşamayan şer odakları, bu kaleyi yıkmak için günümüzde medya, internet, tvler gibi toplumsal silahlarla her gün yeni saldırılar düzenliyor.
GÜNCEL Haberi
Aile Son Kale

Günümüzün Çanakkale'si: Aile!

Araştırmacı-Yazar Vehbi Vakkasoğlu, "çağdaşlık" ve "uygarlık" kavramlarıyla yeni nesillerin zihin dünyalarının kasıtlı olarak bozulduğuna ve bunun sonucu olarak da bir yandan ruh, bir yandan da bedence insanlığın zayıfladığına dikkat çekerek, "Bütün güzellikler gibi kötü alışkanlıklardan etkili bir biçimde korunmanın en etkili yolu da ailede açılır. Bu sebeple aile son kaledir. Yıkılırsa hepimiz altında kalırız. Çanakkale bitmedi, devam ediyor. Bugünün Çanakkale'si de ailedir. 1915'te Çanakkale'yi geçemeyenler, şimdi ailemizin üzerinden görünmeyen silahlarla geçmeye çalışıyorlar. Hem de hücum silahlarını bize aldırıyorlar, tetiği de bize çektiriyorlar" dedi.

"İNSANLIK, İSLÂM'A MUHTAÇ"

Ünlü İngiliz tarihçi Arnold Toynbee'nin yıllar önce "Eğer şimdiden, çok ciddi tedbirler alınmazsa insanlık üç hastalıktan kendini kurtaramayarak batacaktır. Bu üç hastalık ırkçılık, alkol ve ailesizliktir. Bu üç müthiş hastalığın ilacını Hz. Muhammed (S.A.V) bulmuş ve uygulamıştır. Bu yüzden Müslümanlar, bu hastalıklardan daha emin durumdadır. Eğer batı medeniyeti bu üç hastalığa çözüm bulamazsa, insanlık ya batacak, bitecek ya da batmamak için Muhammedi (yani Müslüman) olacaktır" diyerek İslam'ın aileye verdiği önemin Müslümanların sosyal yapısını nasıl ayakta tuttuğuna işaret etmişti.

Tarihten bu yana en derin toplumsal ve ekonomik krizlerden aile yapımızın sağlamlığı dolayısıyla çıkabilen ülkemizde, istatistikler ahlaki yozlaşmanın ve aile kurumunda meydana gelen tahribatın artık tehlikeli boyutlara vardığına işaret ediyor. Gülistan Dergisi'nin son sayısında, Vehbi Vakkasoğlu imzasıyla yayınlanan "Ailenin Düşmanları İnsanlığın Düşmanlarıdır" adlı yazıda, aile ve toplumsal yaşamımızda gelinen süreç ve bu sürecin sonuçları üzerinde duruluyor. Dünya tarihi incelendiğinde insanlık düşmanı tüm diktatörlerin aile ortamından uzak büyüdüklerinin görüldüğünü belirten Vakkasoğlu, ailesiz ve sevgisiz büyüyen insanların ruh dünyalarında ve kişiliklerinde kapanmaz yaralar açıldığına dikkat çekiyor.

Saldırganlık sevgisizlikten kaynaklanıyor

Vakkasoğlu, "Aile ortamından uzak büyümüş insanlar iki tür davranışa yönelirler. Sevgisiz büyümenin verdiği buruklukla iç dünyalarına döner, kendi âlemlerine kapanırlar. Hayattan ve toplumdan kopar, sürekli tatminsiz, mutsuz, kırılgan ve hastalıklı bir ruh içinde olurlar. Sevgisiz büyümek bazen de tam tersi bir karakter sahibi yapar. Saldırgan, kaba, kural tanımaz, vuran, kıran ve sevgisizliğin intikamını bütün toplumdan almaya uğraşan bir huzursuzluk odağı haline gelir. Teröristler, anarşistler, yılan gibi zehirlemekten zevk alan toplum düşmanları, genellikle hep bu tür insanlardan çıkar" diyor.

İnsanlık Müslümanlığa muhtaç

Ünlü İngiliz tarihçi Arnold Toynbee'nin yıllar önce "Eğer şimdiden, çok ciddi tedbirler alınmazsa insanlık üç hastalıktan kendini kurtaramayarak batacaktır. Bu üç hastalık ırkçılık, alkol ve ailesizliktir. Bu üç müthiş hastalığın ilacını Hz. Muhammed (S.A.V) bulmuş ve uygulamıştır. Bu yüzden Müslümanlar, bu hastalıklardan daha emin durumdadır. Eğer batı medeniyeti bu üç hastalığa çözüm bulamazsa, insanlık ya batacak, bitecek ya da batmamak için Muhammedi (yani Müslüman) olacaktır" dediğini aktaran Vakkasoğlu, bu üç hastalığa karşı önlem alınmadığı için artık aynı ırklar arasında bile savaşlar yaşandığını söylüyor.

Manevi değerlerden uzaklaşıyor

Vakkasoğlu, çağdaşlık ve uygarlık kavramlarıyla yeni nesillerin zihin dünyalarını kasıtlı olarak bozulduğuna ve bunun sonucu olarak da bir yandan ruh, bir yandan da bedence insanlığın zayıfladığına dikkat çekerek, "İnsan giderek manevi değerlerden, inançtan, ahlaktan uzaklaştı. Fedakârlığı, paylaşmayı, merhameti unutan kimseler, evi bir sevgi yuvasına çevirebilir mi? Ben, sen anlayışını 'biz'e çeviremeyecek kadar maddecileşmiş ve dolayısıyla bencilleşmiş olan insanın aile kurması mümkün mü? Bu yaşayış biçimi utanmazlığı körükledi. Oysaki 'utanmıyorsan, dilediğini yap' uyarısı, efendimizce 1400 sene önce söylenmişti" şeklindeki değerlendirme ile gelinen sürecin tehlikelerine vurgu yapıyor.

Günümüzün Çanakkale'si Aile

Aile yuvasının en acımasız düşmanının alkol ve uyuşturucu olduğunu kaydeden Vakkasoğlu, "On binlerce aile alkol ve uyuşturucu ile yıkılmış, geriye çok hazin yürek enkazları kalmıştır. Bu apaçık gerçek gözleri açmalı ve gençlik alkolden ve uyuşturucudan bilinçli bir biçimde korunmalıdır. Alkol kullanma yaşı gittikçe aşağıya iniyor. Bütün güzellikler gibi kötü alışkanlıklardan etkili bir biçimde korunmanın en etkili yolu da ailede açılır. Bu sebeple aile son kaledir. Yıkılırsa hepimiz altında kalırız. Çanakkale bitmedi, devam ediyor. Bugünün Çanakkale'si de ailedir. 1915'te Çanakkale'yi geçemeyenler, şimdi ailemizin üzerinden görünmeyen silahlarla geçmeye çalışıyorlar. Hem de hücum silahlarını bize aldırıyorlar, tetiği de bize çektiriyorlar" ifadelerini kullanıyor.

En iyi örnek Efendimiz (S.A.V)

Ailenin korunması noktasında en iyi örneğin Efendimiz (S.A.V)  olduğuna dikkat çeken Vakkasoğlu, şöyle konuşuyor: "Eş sevgisini, çocuk ve torun muhabbetini, aileye verilenin ayrıca sadaka sevabı kazandırdığını, en hayırlı Müslüman'ın, aile efradına en hayırlı olan jişi olduğunu Efendimizden (S.A.V) öğrendik."

Paylaştığımız değerlerde aşınma var

Ege Üniversitesi (EÜ) Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Tatlıdil, televizyon, gazete, hatta sinemanın insanların şiddete yönelmesinde etkili olduğunu bildirdi. Prof. Dr. Tatlıdil, açıklamada,Türkiye'nin kadına yönelik şiddet, aile içi şiddet, futbol sahalarında şiddet gibi konularda son zamanlarda daha sık gündeme geldiğini söyledi.

Bu tarz gerginliklerin neden yaşandığının irdelenmesi gerektiğini, şiddet olaylarının sürekli ''münferit'' olarak algılanmasının yanlış olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tatlıdil, ''Bu olaylar, Türk toplumunun yarattığı değerlerdeki aşınmanın doğal bir süreci olarak ele alınmalı'' dedi.

"Sadece ekonomik krize bağlamak anlamlı değil"

Şiddet olaylarının sadece ekonomik krize bağlanmaması gerektiğini bildiren Prof. Dr. Tatlıdil şöyle konuştu: ''Günlük yaşamımızda şiddet olaylarının neden yaşandığını Başbakanlık, Aile Araştırma Kurumu, Milli Eğitim, Kültür Bakanlığı ve ilgili kurumların araştırması gerek. Ne yazık ki bu tür olayları hep münferit gördük. Bu tür olaylar toplumumuzun yarattığı bir problemdir. Bu tür olayları sadece ekonomik krize bağlamak anlamlı değildir. Krizin yansıttığı ekonomik bunalım şiddete neden olmuyor. Değerler sistemimizde bizi birbirimize bağlayan, toplumun üyesi olarak paylaştığımız bazı değerler vardır. Paylaştığımız değerlerde bir aşınma var. İnsanların ailelerini katletmeleri, çocukların aile fertlerini öldürmeleri bu aşınmanın sonucudur. Türk milleti olarak paylaştığımız ilişkilerde referans olan değerlerimiz farklılaşıyor. Bunların mutlaka sorgulanması gerekiyor.''

Kaynak: (H.D.) - Haber Dilovası Editör:
Etiketler: aile, son, kale
Yorumlar
Haber Yazılımı escort istanbul istanbul escort porno izle sex hikaye porno indir türk porno escort