Haber Detayı
22 Temmuz 2009 - Çarşamba 22:57
 
Egemenlerin Önünde Diz Çökmeyeceğiz
20 Temmuz 2001 tarihinde kurulan Saadet Partisi’nin 8.inci kuruluş yıldönümünü büyük bir gurur ve coşku ile kutladıklarını bildiren Kurtulmuş
SİYASET Haberi
Egemenlerin Önünde Diz Çökmeyeceğiz

20 Temmuz 2001 tarihinde kurulan Saadet Partisi’nin 8.inci kuruluş yıldönümünü büyük bir gurur ve coşku ile kutladıklarını bildiren Kurtulmuş, “Partimiz 150 yıllık fikri bir geleneğin ve 1969 bağımsızlar hareketi ile başlayıp, MNP, MSP, Refah ve Fazilet Partisi ile devam eden büyük bir siyasi hareketin temsilcisidir” dedi.

Bu süreçte; Yeniden Büyük Türkiye’yi kurma konusundaki iddia ve iradesinden hiçbir zaman vazgeçmediklerini dile getiren Kurtulmuş, “Saadet Partisi ilke ve hedeflerinden taviz vermemiş, rüzgâra göre rotasını değiştirmemiş, egemenlerin karşısında asla eğilmemiştir. Çünkü Saadet Partisi, bir siyasi partinin adından ibaret değildir. Evrensel bir medeniyet projesidir. Herkes için özgürlük, herkes için adalet ve herkes için refah mücadelesidir” dedi.

HEDEFLERİMİZE İLK GÜNKÜ HEYECAN VE KARARLILIKLA YÜRÜYORUZ

Mesajında başta Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan olmak üzere Saadet Partisi Kurucu Genel Başkanı Recai Kutan ve bütün Milli Görüşçülere teşekkür eden Kurtulmuş, mesajına şöyle devam etti:

Bu vesileyle, “bir çiçekle bahar olmaz” diyenlere inat, “her bahar bir çiçekler başlar” diyerek bu büyük mücadeleye öncülük eden Prof. Dr. Necmettin Erbakan'a, siyasetin kısır kavgalara esir edildiği bir dönemde olgunluğu ve hoşgörüsü ile siyasete erdem katan Kurucu Genel Başkanımız Recai Kutan'a ve en zor zamanlarda bile iddia ve iradesinden vazgeçmeyen, “Ben varsam yeniden büyük Türkiye kurulacaktır” diyerek büyük bir azim ve kararlılıkla yürümeye devam eden Milli Görüşçülere bütün kalbimle teşekkür ediyorum?

Saadet Partisi’nin 26 Ekim 2008 tarihinde gerçekleştirdiği büyük kongre ile üçüncü büyük şahlanışını başlattığını vurgulayan Kurtulmuş “Partimiz kısa sürede muktedir siyasetin adresi olarak; Türkiye siyasetinin gündemine oturmuş, ortaya koyduğu dil, üslup ve muhteva ile milletimizin teveccühüne mazhar olmuştur. Siyasetin cazibe merkezi haline gelmiştir” dedi. Kurtulmuş, partisinin 29 Mart yerel seçimlerinde aldığı sonuç ve sonrasında gördüğü ilginin de bunun tescili olduğunu vurguladı.

BÜTÜN SEVDAMIZ GÜÇLÜ BİR TÜRKİYEDİR

29 Mart’ta atılan bu işaret fişeğini, en kısa zamanda Türkiye’yi geleceğe taşıyacak bir büyük iktidara dönüştüreceklerinin altını çizen Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, şunları kaydetti: “Çünkü insanlığın özlemini çektiği medeniyeti filizlendirecek iklim bu coğrafyadadır. Bu filizi yeşertecek ve ardından bütün insanlığı kuşatacak büyük bir çınara dönüştürecek irade ise Saadet Partisi kadrolarındadır. Bütün sevdamız güçlü ve müreffeh Türkiye’yi yeniden kurmaktır.

SÖZ VERİYORUZ; CAYMAK, YILMAK, DÖNMEK, DİZ ÇÖKMEK YOK

Partimiz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, millet yararına gördüğü icraatları destekleyecek, milli çıkarlarımıza ters her türlü gelişme ve politikanın da bütün gücüyle karşısında olacaktır. Bu yolda milletin emanetini kutsal saydık. Caymadık, yılmadık, yolumuzdan dönmedik. Haksızlığa boyun eğmedik. Ve milletimize bir kez daha söz veriyoruz; bundan sonra da milletten başkasına minnet etmeyeceğiz. Egemenlerin önünde diz çökmeyeceğiz. Küresel köyün kavalcısı olmayacağız. Milletimize asla yalan söylemeyeceğiz. Tutamayacağımız sözü vermeyecek, verdiğimiz sözü yerine getirmek için bütün gücümüzle çalışacağız. Milletimizin enerjisini kısır çekişmelere harcamayacağız. Siyaseti bir çıkar aracı haline getirmeyeceğiz. Harun gibi gelip Karun gibi gitmeyeceğiz. Musa gibi gelip firavunlaşmayacağız. Saadet Partisi'nin 8. kuruluş yıldönümünde milletimize bugüne kadar verdikleri destek ve gösterdikleri teveccühten dolayı şükranlarımızı sunuyor, özgürlükten, refahtan ve adaletten yana olan herkesi birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.

KURTULMUŞ'UN ULUSLARARASI GENÇLİK FORUMU KONUŞMASI

BATI MEDENİYETİ ÇÖKTÜ

Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, dünyanın bugün kültürel, siyasal, ekonomik, uluslararası ilişkiler ve yenidünya dengeleri bakımından devingen ve sürekli değişen bir dönemden geçtiğini belirterek konferansın, ''Dünyanın ve İslam ülkelerinin sorunlarının tartışılması ve geleceğe ilişkin çözüm önerilerinin bulunması açısından faydalı olacağına inandığını'' belirtti.

Kurtulmuş, ''Gazze'den Doğu Türkistan'a, kendi ülkelerinde azınlık durumda olan Müslümanların yaşadıkları sıkıntıların anlaşılması açısından konferansın bir fikir vereceğini'' dile getirerek, ''Dünya bugün kültürel, siyasal, ekonomik, uluslararası ilişkiler ve yenidünya dengeleri bakımından devingen ve sürekli değişen bir dönemden geçiyor'' dedi.

ZULME UĞRAYAN ÜÇ KESİM

İslam dünyasının bugün yaşanan süreçleri çok iyi anlaması ve buna yönelik tedbirli olması gerektiğini vurgulayan Numan Kurtulmuş, bugün gelinen noktada çifte standartların yaşandığı bir dünyanın var olduğunu ifade ederek, dünyanın bugün belki de insanlık tarihi boyunca karşılaştığı en büyük adaletsiz gelir dağılımını, yoksulluğu, açlığı yaşadığını savundu. Özellikle 11 Eylül olaylarından sonra dünyada baskı altına alınan noktaların hemen hemen çoğunun İslam coğrafyası olduğunu ileri süren Saadet Partisi Genel Başkanı Kurtulmuş, dünya yönetiminde söz alınması için Müslüman dünyanın küresel sorunlara küresel cevaplar vermesi gerektiğini söyledi.

Bugün dünyada üç grup insanın küresel ayrımcılıktan dolayı büyük bir zulme maruz kaldığını vurgulayan Kurtulmuş şöyle konuştu:

"Bunların birincisi Afrikalılardır. Afrikalılar açlıktan ve susuzluktan öldüğü gibi hastalık ve vebalardan dolayı da büyük bir kırım içerisindedir. İkincisi ise Malum olduğu üzere dünyada bazı güçlerin ortaya çıkardığı İslamafobia mağdurlarıdır. Bunlar dünyanın dört bir yanına yayılmış Müslüman ülkelerdir. Müslümanlar karanlık odalarda alınan kararlarla cadı ilan edilmiş ve ortadan kaldırılması gereken halk kitleleri konumunda gösterilmiştir. Bunun örneklerini, Bosna'da Irak'ta, Lübnan'da, Saddam Hüseyin'in önderliğinde Halepçe'de, Gazze'de şimdi ise Doğu Türkistan'da yürütülen etnik temizlik kampanyasında görmekteyiz. Küresel ayrımcılığın üçüncü mağdurları ise kadınlardır. Dünyada 10 milyon kadın doğum öncesi, sırası ve sonrası bakımsızlıktan ölüyor. 5 Milyon çocuk ise aşılanmadığı için hayatını kaybediyor. Sadece 1,3 milyar dolarla bu 5 milyon çocuğun canını kurtarabiliriz. Lakin sadece Avrupa'da 11 milyar dolar para dondurmaya veriliyor. Küresel adaletsizliğin geldiği son nokta vahim boyutlara ulaşmıştır. Bunu düzeltecek olanlar ise yine bizleriz."

AYRIM EN ÇOK BİZİ YARALAR

Müslüman toplumlarındaki sorunların çözümünün yine bizde olduğunu kaydeden Kurtulmuş, "Dünyanın her yerindeki Müslümanlar tek ses olmaya çalışmalıdır. Ayrım en çok da bizleri yaralayacaktır. Dünyadaki büyük medeniyetler hızlı bir çözülme içerisindedir. Özellikle de 1990'dan sonraki süreç modern Batı medeniyetinin yıkılma sürecidir. Üç asırdır dünyaya hâkim olan Batı medeniyeti çökmüştür. Şimdi yeni bir sese ve yeni bir duruşa ihtiyaç vardır bu ses de Müslümanların sesi olacaktır" diye konuştu. Dünyada büyük bir açlığın baş gösterdiğini belirten Kurtulmuş, "Milyonlarca insan açlıktan ölüyor ve çocuklar açlıktan ve susuzluktan can veriyor. Bunun nedeni küresel adaletsizliktir. Adaletsizliği çıkaranlar ise ne yazık ki açlıktan kıvrılan halka yardım etmek yerine silahlara yatırım yapıyorlar. Onların derdi birilerinin aç olması değil tamamen kendi çıkarlarıdır" dedi.

MÜSLÜMANLARIN HÂKİMİYETİ YAKLAŞIYOR

Kurtulmuş konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Modern batı medeniyeti temel düşünceleri ile 3 ana noktada büyük bir yanlışın üzerine kurulmuştur. Bunlardan bir tanesi dünyaya bakış açısıdır. Onun zihni dünyaya hâkim olmak üzerine kurulmuştur. Yani dünya bizim malımız mülkümüzdür dünyadan her halükarda bizim istifade etmemiz gerekmektedir. İkincisi ise insana bakış açısıdır. Modern değerler insanı manevi duygusu hissi olmayan tamamen kendi çıkarını düşünen bir makine olarak görür. Yardımlaşma dayanışma hak hukuk ve adaletin bu modelde yeri yoktur. O kadar yeri yoktur ki iktisadi düşünen adam modeli paranın ne kadar çok kazandığı ile ilgilidir. Gayri meşru yollarla 100 lira kazanmış adam alın teriyle 90 lira kazanandan daha iyidir. Üçüncüsü ise topluma bakış açısıdır Batı medeniyetinin bir virüsüdür bu. Hiç kimse kendinden başkasını düşünmeyecek, kendi bildiğinden vazgeçmeyecek, dinin toplumsal hayatın dışına itildiği bir toplumsal düzendir. İşte bu 3 temel değerler üzerine kurulan medeniyetin insanlığa vereceği hiçbir şey yoktur. Onun için katliamlardan gözyaşından bahsediyoruz. Dünya onun için bu boyuta gelmiştir. Ve bu değerler dünyanın kurtuluşuna dair söz söylemeye hakkı yoktur. İşte bu noktada dünya Müslüman gençliğin yapacağı çok şey vardır. Bu noktada eylem sırası karar sırası yeniden Müslüman Dünyasına gelmiştir. İki asır sonra tarih yeniden aslına dönüyor ve Müslümanların hâkimiyeti hızla yaklaşmaktadır." İslam dünyasının aydınlarının, yöneticilerinin ve fikir adamlarının ne yazık ki ciddi bir aşağılık psikolojisi içerisinde olduğunu kaydeden Kurtulmuş konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu yenilmişlik psikolojisi İslam Dünyasını hareketsiz bırakan bir psikolojidir. Biz bundan kurtulup kendi kendine yeten ve çözüm üreten bir nesil yetiştirmek zorundayız. Mutlaka bir medeniyet siyaseti perspektifi ile hareket etmek zorundayız. Sorunlara yaklaşırken her sorunu kendi içerisinde ele almak yerine bir medeniyet perspektifi ile çözüm üretmek zorundayız. İslam dünyası maalesef son 2 asırdır içine düştüğü yenilgi psikolojisinin sonucu olarak değer üreten bir toplum olmaktan çıkmıştır. Eğer değer üretecekseniz terminolojiniz evrensel düzeyde kabul edilmek zorundadır. Ne yazık ki biz kendi kavramlarımızla konuşmuyoruz. Hak adalet özgürlük eşitlik gibi kavramları konuşmuyoruz. Başkalarının ürettiği kavramları kullanıyoruz. Bunu terk edip özümüze dönmek zorundayız. Çok şükür her sahada yetişmiş insanımız var. Teknoloji bilim insan hakları alanında yetişmiş insanımız var. Önce çok iyi bir network oluşturmamız gerekiyor. Kim nerede ne iş yapıyoruz bilmemiz lazım. Ortak üretim ve dağıtım imkânlarına kavuşmak zorundayız. İslam dünyası ortak üretim yapamadığı gibi ortak dağıtım politikalarını geliştirmek zorundayız. İslam dünyası herhangi bir gerekçeyle kendi aralarında ortaya çıkan her şeyi bertaraf etmek zorundadır. Yenidünya düzenini kuranlar Ortadoğu'da Müslüman ülkelerin kendi aralarındaki çatışmaları körüklemektir. Müslüman ülkeler bu farklılıkları artırmak yerine kendi aralarındaki entegrasyonu sağlamak gerekmektedir.

Kaynak: (H.D.) - Haber Dilovası Editör:
Etiketler: egemenlerin, önünde, diz, çökmeyeceğiz
Yorumlar
Haber Yazılımı escort istanbul istanbul escort porno izle sex hikaye porno indir türk porno escort