Haber Detayı
01 Temmuz 2009 - Çarşamba 00:00
 
Yazar ve düşünür İhsan Eliaçık İlçemize geldi.
Yazar ve düşünür İhsan Eliaçık 1.Kitap Fuarı çerçevesinde Dilovası Belediyesi ve Dilovası Müftülüğünün ortaklaşa düzenlediği konferansa katıldı.
GÜNCEL Haberi
Yazar ve düşünür İhsan Eliaçık İlçemize geldi.

Yazar ve düşünür İhsan Eliaçık 1.Kitap Fuarı çerçevesinde Dilovası Belediyesi ve Dilovası Müftülüğünün ortaklaşa düzenlediği konferansa katıldı. Konferansta çeşitli güncel konulara değini Açıkel Peygamberimizin hayatından örnekler vererek konuşmasına şöyle devam etti.

 

                Peygamberimiz neden 'zengin' değildi?

Günümüz dünyasının kriterlerine göre bakacak olursak Hz. Muhammed (s.a.v) “başarısız” birisidir. Çünkü 23 yıl süren “kariyer” hayatının sonunda “beş parasız” bir yoksuldur.

Bu mantığa göre o, hayattaki fırsatları iyi takip edememiş, “köşeyi dönmek” için önüne konan fırsatları değerlendirememiş, aklını iyi kullanıp durumunu düzeltememiştir. Çoluğuna çocuğuna zengin ve refah dolu bir hayat yaşatamamıştır. Eğer akıllı birisi olsaydı, toprak evde oturmaz, kapısına gelen sütannesi için bile karısından para isteyecek duruma düşmezdi. Evet, günümüz kriterlerine göre Hz. Muhammed “zengin” olamadığı için hayatta başarısız birisi olarak görülmek durumundadır! Öyle ya, toprak evde oturuyor, çardaklı evi (villası) yok, katı yok, yatı yok; bunun neresi özenilecek, örnek alınacak bir hayattır? Öyle mi? Zenginlik bu mu acaba?

Tam tersi, Hz. Peygamber çok zengin birisiydi! Hem de akla hayale sığmayacak kadar büyük servetlerin sahibiydi. Ama nasıl? Bu, zenginlikten ne anladığınıza bağlı. Görüyoruz ki o, “bilinçli bir tercihle” mal mülk zenginliğini seçmedi. Elinde imkânı olmasına, fırsatlar önüne serilmesine rağmen böyle bir yolu tercih etmedi. Neden? Çünkü Kur’an’da, daha ilk Müddesir suresinde böylesi bir talimat almıştı. Keza herkesin bir solukta okuyup geçtiği “inna ateyna” diye bilinen Kevser suresinde, mala mülke sahip olmadığı halde zaten “çok zengin” olduğu ve daha da olacağı beyan edilmişti. Yurdum insanı, Kur’an’ı teberrüken okumayı, ölülerin arkasından okuyup üfürmeyi bırakıp, düşüne düşüne (tertil ile) bir okumaya başlasa, bunun böyle olduğunu görecek

 

Arkadaş peygamber

 

Ne yani peygambere “arkadaşımız” gözüyle mi bakacağız derseniz, “Evet, o sizin arkadaşınız” derim. Çünkü hem Kur’an, hem de kendisi öyle diyor.

Kur’an, onun için “arkadaş” kelimesini bizzat kullanır:

“Arkadaşınızı cin çarpmış değildir.” (34/46), “Arkadaşınız yoldan çıkmış ve sapıtmış değildir.” (53/2), “Arkadaşınız bir mecnun değildir.” (81/22), “Arkadaşı ona ‘üzülme Allah bizimle beraberdir’ dediği zaman…” (9/40).

Onun öğrencileri, tebası, muridleri, hayranları, fan kulübü vs. değil; sahabeleri yani “arkadaşları” vardı. Veda hutbesinde de onlara böyle hitabetti: Ashabım! (Arkadaşlarım!)

Ne asil ve klâs bir hitap!

Ne demek arkadaş? Arkanda duran, sırtını güvenle yasladığın demek…

Ne demek sahabe? Sohbet ettiğin, konuştuğun, dertleştiğin, hemhal olabildiğin demek…

Hep en iyi arkadaşın ne olduğunu annelerimiz öğretir diye düşünmüşümdür. Öyle ya eve gelince ilk “Karnın aç mı?” diye sorarlar. Bunu ancak senli benli olabildiğin gerçek bir arkadaş sorar, değil mi?

Böyle bir arkadaşınız olmasını istemez misiniz?

İşte peygamberin sahabeleriyle arkadaşlığı böyleydi.

Hangi fildişi kulesine çekilmiş lider halkla dertleşir? Hangi şeyh muridlerini arkadaşı olarak görür? Hangi yıldız hayranlarının arasına karışır? Hangi din adamı kendini “avamla” aynı kefeye koyar? Hangi efendi meclisindekilere su dağıtır?

Bunları ancak etrafındakilerle “arkadaş” gözüyle bakan yapabilir.

Peygamberimiz kesinlikle böyle birisiydi. Yanındakileri, kendisiyle beraber olanları “arkadaşı” olarak görüyordu onun için onlara sahabe (arkadaş, dert taş, yoldaş) denildi.

Karşısında titreyen bir adama “Kuru hurma yiyen bir kadının oğluyum ben ne titriyorsun be adam” dedi.

Yemen’den gelen Muaz bin Cebel yanına gelince secde edip eteklerine kapandı. Yakasından tutup kaldırdı ve sordu: “Ne yapıyorsun, bu yaptığın nedir?” Muaz “Ey Allah’ın Resulü, Yemen’de Yahudi ve Hristıyan âlimlerinden gördüm. Birbirlerini böyle selamlıyorlar, peygamberlerin selamlaması böyleymiş” dedi. Şöyle cevap verdi: “Dik dur ve Allah’ın selamı, sevgisi ve merhameti (rahmeti) seninle olsun” de. Bizim selamlamamız budur, onlar peygamberlerine iftira atmış” dedi…

Kimseyi önünde eğdirmedi. Kimseye elini öptürmedi. Kendisi içeri girince kimseyi ayağa kaldırmadı. Sürekli “Ben de sizin gibi bir insanım” derdi. Peşinden gelenleri değil; yanında olanları hep “arkadaşları” olarak gördü. Nitekim Kur’an da öyle demiyor mu: “Muhammed ve onunla beraber olanlar (meahu)…”

Bu çok farklı bir ilişkidir. Patron-işçi, amir-memur, şeyh-murid, hoca-talebe, efendi-köle ilişkisine alışık olanlar bunu anlayamaz. Ve de gayet rahatsız olurlar.

Dünyada gerçek anlamda arkadaş gibisi var mıdır?

Karşısında dik durulmasını isteyen, gülenle gülen, ağlayanla ağlayan, arkadaşlarının üzerine titreyen, mazlumlar için meydana atılan, belaların içine dalan öksüz bir vicdana destek vermek… Onunla                       Allah’ın günlerini yaşamak, destanlar yazmak, tarih yapmak, davasını kendi davan, yolunu kendi yolun bilmek, ona arkadaş olmak, ekmeğini aşını onunla paylaşmak ve yeni bir dünya için onunla omuz omuza savaşmak, çarpışmak, vuruşmak…

Onun zamanında yaşasaydım benim için en büyük bahtiyarlık herhalde bu olurdu.

Siz siz olun peygamberi arkadaşınız gibi görün. Ben öyle görüyorum. İsmini arkadaşınızı anar gibi anın. Korkmayın kızmayacaktır.

Ve peygambere arkadaş olmak istiyorsanız, çevrenizde onun yaptığı gibi arkadaşlık destanları yazın. O zaman “yaşayan sahabe” olursunuz

 

İhsan Eliaçık Kimdir

Yazar ve düşünür,1961 deKayseri'de doğdu. Kayseri ve Kırşehir’deki değişik okullarda ilk, orta ve lise öğrenimi tamamladı (1980). Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde okudu (1985-1990). İlahiyat Fakültesi’nden ayrılarak bağımsız yazarlık hayatına başladı. Kayseri Gündem, Değişim, Yeryüzü, Bilgi ve Düşünce, Yarın, Özgün İrade, Bilgi Adam, Zaman gibi birçok gazete ve dergide 30 yılı aşkın süredir düşünce ve yazı hayatına devam ediyor. Mart 2008'de Genel Yayın Yönetmenliğini yaptığı Söz ve Adalet Dergisi’nde aylık, Gerçek Hayat Dergisi ve www.haber10.com haber sitesinde haftalık yazıları yayınlanıyor. Kitapları İnşa Yayınlarından çıkıyor. Şu ana kadar 20 kitabı yayınlandı. Evli ve beş çocuk babası. Arapça ve İngilizce biliyor, İstanbul’da yaşıyor

 

 

Kaynak: (H.D.) - Haber Dilovası Editör:
Etiketler: yazar, düşünür, ihsan, eliaçık, ilçemize, geldi
Yorumlar
Haber Yazılımı escort istanbul istanbul escort porno izle sex hikaye porno indir türk porno escort